3 Ocak 2018 Çarşamba

AHA YAZIYORUM BURAYA

Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın saçları rüzgarda uçuşsun ister de ondan.
Kazamayacaksın. Neden mi?
Her kadın sevdiğine her yerde sarılsın, onu öpsün, okşasın ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın çocukları kendinden çok çok daha fazla gelişsin ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın çalışmak, üretmek ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın güdülmesin ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın kahkahalar atmak ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın her an yenilenmek ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın evinde huzur ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın ölüme, vahşete, dehşete karşı durmak ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın sevdiği ona sevgiyle sımsıcak sarılsın ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın kendinden evvel çocukları mutlu olsun ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın sevdiği nazik olsun, şefkatli olsun ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın kendi kararları ile kendi gibi özgürce yaşamak ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın sevilerek sevişmek ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın hiç durmadan öğrenmek ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın geleceğini kendi bildiği gibi planlamak ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın yalandan dolandan uzak yaşamak ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın aldatılmamak ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın mehtapta uzun uzun öpüşmek ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Her kadın aptallardan uzak durmak ister de ondan.
Kazanamayacaksın. Neden mi?
Hiçbir kadın hiçbir nedenle kendinden vazgeçmek istemez de ondan.
Aha buraya yazıyorum,
Seni oradan,
Mehtapta uzun uzun öpüşmek isteyen kadınlar götürecek.
Dediydi dersin.
Seni oradan,
Sen ve senin gibilerin hiç mi hiç tattıramadıkları duygular götürecek.
Dediydi dersin.
Seni oraya kaytan bıyık hasta ruhlu hırsız sahtekar düzenbaz hain satılmış kompleksli ezik büzük herifler taşıdı,
Seni oradan gencecik pırıl pırıl insanlar götürecek.
Dediydi dersin.
Kabadayılığı erkeklik,
Herkesi de kendin gibi salak zannediyorsun ya sen,
Seni oradan,
Akıl,
Seni oradan,
Sevgi götürecek.
Yani,
Seni ve,
Senin gibileri oradan,
Geleceğin karanlığını sezen,
Yüzü hep aydınlıklara dönük,
Akıllı mı akıllı,
Sevgiye hasret,
Güzeller güzeli dürüst sade cesur kadınlar götürecek.
Yani,
Seni oradan,
Senin hiç mi hiç tatmadığın, hissetmediğin,
Aşk,
Götürecek, aşk...
Dediydi dersin.
Murat Denizel

22 Aralık 2017 Cuma


YENİ BİR YIL DAHA

Ertelemeden yaşamayı becerebilmek, yaşam zanaatkarlığında ustalık seviyesine erişmek gibi bir şey
Hayallerini,
Arzular
ını tek tek,
Her birini
çok çok önemseyerek,
Ya
şamına katmak,
Katmak i
çin çabalarken, 
Ne getirir ne g
ötürür diye de hesap etmiyor olmaksa,
Ustal
ıktan,
Üstatlığa geçmek gibi bir şeydir, herhalde.
Sadece hayalleri arzular
ı mı…
Yok,
Sevgiyi
ıskalamayın mesela, sakın,
A
şka küsmeyin, aşk hiç bitmez, siz aşka küsersiniz sadece.
Mesela,
Ne
şeyi ihmal etmeyin hiç, her koşulda neşe vardır, hele sizlerin,
A
çlıkla,
Susuzlukla m
ücadele etmediğinizi,
Tepenize d
üşen bombalarla evsiz barksız ortalıkta kalmadığınızı düşünecek olursak,
Hayat
ınızın içinde,
İllaki neşe vardır bir yerlerde.
Yard
ım edin.
A
çlara, susuzlara, üşüyenlere, yananlara, evsizlere barksızlara kalbi atan her canlıya, damarlarında suyun gezindiği her bir bitkiye mutlaka yardım edin. Sessizce amma.
Her yard
ım ettiğinizde sevgiyi aşkı neşeyi bir kez daha hatırlayacaktır ruhunuz, gönlünüz. Aslında ettiğiniz yardım kendinize.
Sar
ılın.
Çok iyi gelir.
İster sevgilinize, ister çocuğunuza, ister karınıza kocanıza, ister ailenize, ister arkadaşınıza dostunuza, ister tanımadığınız birilerine bile.
Kalp kalple birle
şince,
İçi ısınır insanın.
O s
ıcaklıksa enerji kaynağımızdır. Üşütmeyin kalbinizi. Donar kalırsınız sonra. Hem de 36,5 derecede.
Sonra,
Şansa açın kapılarınızı mesela. Şans kaç kez kapınızın önünden gelip geçmiştir kim bilir. Hep başkalarına denk gelmiyor o şans. Hep komşulara, hep birilerine.
Sizlerde birilerisiniz bir ba
şkaları için, 
Sizlerde kom
şularısınız birilerinin.
Asl
ında,
Di
ğer 365 günün sabahından hiçbir farkı yoktur 1 Ocak sabahının.
Evet,
De,
Yeniden tazelenmek yenilenmek ar
ınmak donanmak için sanki bir dönüm noktası gibi kabul görmüşse binlerce yıldır,
Kap
ılıp gidin sizde bu rüzgara,
İzin verin yeni yılın yeni sabahında,
Sadece,
Kendiniz gibi uyanmaya.
Yeni y
ılın ilk sabahında,
Sadece kendiniz gibi olun diye dileklerim sizler i
çin, sizlere.
Siz,
Sizler gibi olduk
ça hayat çok daha renkli hayat çok daha sevilesi hayat çok daha heyecanlı hayat çok daha yaşanılası.
Kendi gibi olanlarla,
Kendiniz gibi,
Sarma
ş dolaş olduğunuz,
Ya
şamınızın her bir saniyesini anılarınızla dopdolu kılacağınız,
Ya
şamınızın sadeleştiği,
Akl
ınızın ruhunuzun yüreğinizin donandığı,
Ve de
şartlarınız ne olursa olsun,
Hep amma hep daha da
çok ürettiğiniz,
Kendinizden,
Hi
ç mi hiç,
Vazge
çmediğiniz,
Yeni bir y
ıl diliyorum sizlere.
Murat Denizel

18 Aralık 2017 Pazartesi

NASILSINIZ?

Yaşadığı ülkeye, hakka hukuka adalete, kanunlar önünde eşitliğe, özgürlüğe, yaşamını üstüne kurduğu camiaların çevrelerin duruşlarına, çalıştığı şirketlere, komşularına, hatta çok yakın dostları hariç çevrelerinde var olan insanların neredeyse tamamına, hatta hatta belki yakın uzak akrabalara bile,
Güven duyma,
Tamamını doğru tanımlayabilme duyularını yitirmiş,
Yitirilen duyuların yerine ikame ettirilmiş ve ettirilmeye devam eden,
Ahlaksızlığı,
Hırsızlığı,
Yalancılığı,
Düzenbazlığı,
Sahtekarlığı,
Rüşvet alıp rüşvet vermeyi,
Kabullenmiş, kabullenmeyi içine sindirmiş,
Ahlaksızlığı,
Hırsızlığı,
Yalancılığı,
Düzenbazlığı,
Sahtekarlığı,
Rüşvet alıp rüşvet vermeyi,
Aklı ile gönlü ile hazmetmiş, hazmettikçe,
Ahlaksızlığı,
Hırsızlığı,
Yalancılığı,
Düzenbazlığı,
Sahtekarlığı,
Rüşvet alıp rüşvet vermeyi,
Doğru bulmuş, bulan, hatta yaşam hedeflerinin en tepesine yerleştirip,
Ahlaksızlık,
Hırsızlık,
Yalancılık,
Düzenbazlık,
Sahtekarlık,
Rüşvet alıp rüşvet vermek,
İçin çırpınan insanların çoğunluğa ele geçirdiği bir toplum olduk.
Hatta,
Bir millet olduk.
Hatta yetmedi,
Hayatın her kesiminde kaba kuvvetin kanun hükmünde etkili olduğu,
Kaba kuvvetle çözümünün evrensel insanlık ölçekleri önünde suç sayılmadığı, ayıp görülmediği, dışlanmadığı,
Bir ülke olduk.
Nereden nereye.
Yüz yıla yakın süreçte nereden nereye geldik, getirildik. Dört kuşak boyu.
Şimdi yetişen beşinci ve altıncı kuşakların büyük oranda çoğunluğu,
Bunları normal zannederek büyüyorlar, büyüyecekler.
1938 yılı 10 Kasım’ın hemen ertesinde temelleri atılmaya başlayan,
1940 lı yıllarda beslenmeye başlayan,
1950 li yıllarda semiren,
1960 yılında sahneyi ele geçiren,
1960 lı 1970 lı yıllarda piyonların şovları ile kıçını iyice büyütüp, iyice yerleştiren,
1980 yılı 12 Eylül’de kendi gibi olmayanların, geriye kalmış gerçek özgürlük kırıntılarınında üzerinden dozerlerle geçen,
1980 li 1990 yıllarda bugünlerin yerleşik düzenini resmen kuran,
2000 li yıllara gelindiğinde,
Çevik ve zeki sporcular yerine,
Hantal ve aptal ve aptallaştırılan insanların hüküm sürdüğü,
Hükümdar olduğu,
Bilime,
Sanata sırtını dönmüş, bilimi sanatı yok sayan,
Vizyonsuz,
Kaba,
Sevgisiz,
Saygısız,
Bir topluma dönüştük.
Ahlakı insan bedeni ile özleştiren, 
Hırsızlığı zeka ürünü zanneden,
Yalancılığı akıl göstergesi olarak gören,
Düzenbazlığı sahtekarlığı iş hayatından tut yaşamın her kesiminde vazgeçilmezi olarak tanımlayan,
Rüşvet alıp rüşvet vermeyi neredeyse okullarda ders haline getirecek kadar normalleştiren, teşvik eden,
İnsan güruhu haline geldik.
İnancı yani dini, siyasetin, iş hayatının, sosyal hayatın, hatta hatta arkadaşlığın dostluğun, hatta akrabalık ilişkilerinin bile ana parametresi olarak hayatın tam göbeğine yerleştirip,
Gerçek inançlardan fersah fersah uzaklara düşmüş,
Fonksiyonları amorf,
Habis, her yerinden iltihap sızdıran bir irin kadar kötü kokan,
Ruhu çirkin,
Gaddar acımasız,
Yavşak,
Sırnaşık,
Yüzsüz,
Kültürsüz,
Korkak,
Kompleksli,
Utanmayan,
Diplomalı diplomasız zır cahiller sürüsüne dönüştük.
Şimdi,
Bir daha bir daha okuduğunuzda, verdiği mücadeleyi tek tek bir kez daha iyice bir anlamaya çalıştığınızda,
Atatürk’ü,
Atatürk’ün,
Neyi ne kadar kısacık bir sürede nerelere getirdiğini, taşıdığını,
Bir kez daha hem akıl marifeti ile,
Hem de duygularla,
Fark edip,
Onunla çok gurur duyarken, kendindense çok daha fazla utanır hale geliyor insan. 
Bir toplum,
Bir millet,
Bir daha aslına rücu etmesin, medeniyeti taa ruhunun derinliklerinde hissedip, beyninin en ince kıvrımlarına kadar yerleştirsin diye onun verdiği mücadeleyi,
Hayranlıkla okurken, 
Bir toplumun,
Bir milletin,
Bir kez daha aslına rücu etmesinin üzüntüsünü yaşıyorsunuz sıradan bir insan olarak.
Üzgünüm.
Her canlı layık olduğunu yaşarmış.
Doğru.
Bizimde layığımız buymuş demek. 
Bizimde layığımız,
Hayallerini kurduğumuz, hayallerimiz için çalışıp çabalarken yaşamaya, yaşatmaya çalıştığımız hayatla,
Bize yaşatılanların arasında var olan derin uçurumun, 
Arasında sıkışıp kalmakmış demek.
Anneni babanı seçemiyorsun doğmadan evvel.
Doğduğun ülkeyi de, doğduğun toprakları da seçemiyorsun.
Afrika çöllerinde açlıktan, hastalıktan bedenin bir yaşını bile göremeden ölüp veda etmekte var yaşama,
Doğanın çok bonkör davrandığı bu topraklarda ruhun ölmesin diye çırpınmakta var,
Hayatın içinde.
Ne çıkarsa bahtına.
Ya bahtının önüne koyduklarına fit olup bedenin ruhun nereye kadar direnebilirse oraya kadar yaşarsın hayatını,
Ya da fit olmayıp önüne konulanlara,
Bedeninin ruhunun aslında o muazzam gücünü defalarca hissede hissede,
Kendi yazgını,
Bedeninin ruhunun yanına aklını kalbini de yerleştirip bir güzel,
Kendin bir daha, olmadı mı bir kez daha, yine mi olmadı vazgeçmeden bir kez daha bir kez daha yeniden yazmaya çalışırsın hayatını.
Karar senin.
Kararların kadarsın,
Kararların,
Hayatın.
Çünkü.
Bazen karar zamanı kapına kadar gelir,
Karşılaşmamak için,
Pencereden fırtma. Kaçtığın kararlar, vazgeçmeye karar verdiğin, hayallerini hiçe saydığın hayatındır çünkü.
Korkma.
İyiler,
Cesurdurlar.
Nasılsınız?
İyi misiniz?
Murat Denizel

17 Aralık 2017 Pazar

DARWINIUS MASILLAE

Her şey kök bir primat türü olan Darwinius Masillae den başlıyor. Arkadaş yemiyor içmiyor bir çaba bir çaba evrim evrim üstüne, evrim evrim üstüne,
Aradan geçiyor kırk altı kırk yedi milyon yıl,
O oluyor bu oluyor güya geliştikçe gelişiyor, dayanıyor soyunun ucu recep e, zafer e, erdoğan a, muammer e, rıza ya ve daha nicelerine.
Darwinius Masillae’ye deseydik ki 46, 47 milyon yıl evvel,
Bir gün varacağın nokta işte budur diye,
Baba bana müsaade, ben kaçayım der, yok olup giderdi evrenin derinliklerinde.
Primat falan deyip sakın küçümseme,
Onun bile utanç ve yüzsüzlük duygusu evrim geçirmiş bu en son halinden eminim çok daha fazla çok daha halliceydi tee on milyonlarca yıl önce.
Soy ağacına gel sen bi hele.
Soyun kurusun derler ya,
Hele hele birde beş bin yıl evvel iyice moda olmaya başlayınca dinler minler,
Milyonlarca, milyarlarca yıllık çaba ve gayretle gelinen noktadan sonra,
Kan gölüne dönüşüyor,
Eziyete dönüşüyor,
İşkenceye dönüşüyor,
Vahşete, gaddarlığa, açgözlülüğe, tatminsizliğe dönüşüyor hayat,
Gezegende.
Hemide güya pek bir ruhani, hemide pek bir manevi hallerle.
Peki, müsebbibi kim…
Şaka gibi yaa, bir gariban kök primat, iyi mi…
Ha dur bi, Hominidlerin hiç mi suçu yok,
İllaki var, olmaz mı,
Altı milyon yıl önce ahanda evrim geçirmiş halin olacak sana bir recep falan deseydik,
O da vaz cayardı hemen,
Amman kardeş, ne işim olur benim receple şabanla muammerle,
Rıza m hiç mi hiç olmaz,
Ben kalayım derdi hominid hominid halimle.
İşin en trajikomik tarafıysa,
Aynı hominid,
Bizlerinde atası işin acı tarafı, yani hep beraber evrile evrile gelmişiz bugünlere,
Yani,
Bir anlamda,
Akrabayız uzaktan da olsa, rıza mız olmasa dahi, recep le, muammer le, zafer le…
Hatta yetmez, hocalarla bile.
Gelip yolda sarılsa biri sana,
Naaber leyn kuzen diye,
Döt gibi kalıverirsin herifin kollarında.
Umarım Darwin efendi çok yanılıyordur.
Hepimiz farklı farklı galaksilerden tesadüfen göçmüşüzdür aynı gezegene.
Ben son bir şans verdim,
Biraz daha gözlemleyeceğim,
Olmadı,
Uzayıp giderim buralardan.
İllaki bir yer bulurum kendime.
Herkeste mi hırsız, herkeste mi katil, herkeste mi acımasız, herkeste mi namussuz, ahlaksız, herkeste mi yalancı, dolandırıcı, sahtekar ayol bu koskoca evrende…
İllaki bir yer bulurum kendime.
Feys e girdim biraz evvel,
Profilini arıyorum Darwinius Masillae’nin.
Arkadaşlarına bakacağım tek tek.
Bana arkadaşını söyle,
Kim olduğunu söyleyeyim demişler. İster feysten olsun, ister cemiyetten, ister okuldan, ister her nevi meclisten.
Pezevengin çocuğu,
Ulan sıçtı attı hayatımızın içine.
Neymiş,
Evrilip gelişecekmiş. Bok var.
Al sana evrim.
Evrime falan sırtını dayamayacaksın şekerim, aşırı riskli.
Evrimi mevrimi geçiniz,
Bizim evrimimiz evrimden ders almamak olmalı,
Hayat kısa,
Tek bir çare kaldı,
Tek bir yol var,
O da,
Devrim.
Murat Denizel

16 Aralık 2017 Cumartesi

LAHEY LAHEEEY

Lahey laheeey tapeler,
Şıngırı mıngırı tapeler…Döndü dolaştı yine aynı noktaya geri döndü mü?
Döndü.
Kayıtların temini illegal, o kesin de, 
Amma,
Kayıtlarda yer alan konuşmaların esas muhatabı deyyor ki, bu sefer,
He valla doğru bu konuşmalar, ben dedim ben dinledim bunca sözü bunca lafı. Aboovvv...
Ki ayrıca,
Diyorlar ki onlarda bu arada, bu tapeler tutuyor bizim tapelerle. 
Bah bah bah,
Artık kaç senedir neler neler dinledilerse bililenenlerden gayri, onlarda da var demek başka başka epey bi tapeler zahir. Bilinmeyenler. Henüz.
Ayol yerim ben seni. Kullandığın tüm yazılımları, tüm donanımları, tüm araç gereçleri icat edip sonrada üretenler, sonrada gezegenin tamamını bunlarla donatanlar onlar kııızz... 
Ayol onlar dinlemeyeceklerde kim dinleyecek seni, duvara bardağı dayayıp ben mi... Heeç yani…
Ayy kıyamam, canımm yaa, akıl vizyon bu kadarcık bu seviyede yani.� 
Şimdiii,
İllaki kesecekler cezayı o kesin. Amma illaki.
Dersen ki ben tanımam muz cumhuriyeti mi burası,
İttirin gidin leeyn diye babalanıp köpürüp höpürüp, yine,
Ödemem ceza meza derseen,
O zeemaaan,
Seni öyle bir izole ederler ki gezegenin finans sisteminden, aklın şaşar, bin odalı ev olsa o bile dar gelir insana yeminle.
Var ya o gün o an cebinde 1 centi olan zengin sayılır, ki bir cent çok önemlidir, yaşı kemale ermişler iyi bilirler bir centin kıymetini demedi deme. 
Ha baktın ve de nasıl olacaksa çalıştı kafa ve anladın ki sonu pek bi fena olacak, bir oradan kıvırttın bir buradan,
İyi barim hadi ödeyeyim cezayı dedin, ki o an kabul ettin demektir suçu ve de dolayısı ile zamanında reddettiğin delilleri de yani, yani var ya tam sıçtın o gün yani. 
Ben sıçmam bana ne yaa, kandırdılar beni, yine, yöneticiler sıçsınlar, faturayı onlara çıkarabilirimde diyebilirsin mesela, amma öyle değil kazın ayağı.
Başsın çünkü. E sen kaşındın, sen dedin başım diye. 
Ki, Ha birde işin içine terördü merördü gibi laflar doluşurlarsa hani birde, ki gidişat sanki o yönde,
Tam güme gittin o zaman,
Güm neresi?
Neresi olduğu belli,
Haydi laheey laheey kalkıyor, sıkışalım abiler, dörtleyelim arkayı. Olabilir mi? Oluyor gibi sanki demlene demlene.
İki ucu boklu değnek değil durum. 
Bokun kendisi değnek abisi.
Pıt pıt pıt değil,
Güm güm güm atıyor dötler, sesi duyulmaya başladı, istediğin kadar dırlan dur sen ebele debele. 
Ha,
Birde,
Sıradan insanlar var. 
Onlar, okurlar, yazarlar, şarkı söylerler falan, aşık maşık olurlar, bu gezegene kendime aileme sevdiklerime bir gıdım daha ve dahi olsa faydam olsun diye çırpınan sıradan insanlar.
Çalmak akıllarına gelmez, değil mi ki çırpsınlar birde üstlük olsun diye üstüne.
Kendileri kadardırlar,
Pırıl pırıl evlatlar yetiştirmektir tüm çabaları. Ki, yetiştirirler de.
Kandırılamazlar,
Kandırmazlar birbirlerini çünkü, zaten niye.
İnançlarıysa tamdır.
Sevgiye inanırlar mesela,
Ha birde,
Saygıya,
Yalansız dolansız yaşama,
Ha birde,
Sanata. 
Sana göre bu kadarcıklardır,
Bizlere göreyse,
Kocamanlardır, sığdıramazsın yere göğe.
Milyonlardan milyarlardan çok mu çok büyüktürler,
Bir centtense,
Daha küçüktürler, hesapları kitapları hep bu yönde. 
Sen hiç anlamazsın bu hesaplardan kitaplardan, anlatacağız amma bu sefer bekle sen hele.
Geçen sefer tek başımıza gelmiştik, 
Bu sefer,
Omuzumuzda torunumuz, 
Çoluk çocuk, 
Hatta,
Sen al da git desen de,
Bir elinde baston,
Bir elinde terlik,
Anamı da alıp geleceğim,
Bu sefer,
Yaşlısı genci, ya herro ya merro, bu böyle biline.
Sen yolcusun usta. Artık. O kesin. 
Bizlerse,
Hancı.
Yana kavrula kaç kez doğduk küllerimizden bir bilsen,
Manyağımız oğlum biz,
Ateş bizim yüreğimizde.
Murat Denizel